Hoşgeldiniz - Özel Akademi Cerrahi Tıp Merkezi

ÇAĞRI MERKEZİ 0 212 474 02 66
  

Helicobacter H.pylor

H.pylori mide ve duodenuma yerleşen, mikroaerofilik, gram(-) bir bakteridir. H.pylori genel olarak midede bulunur ve neredeyse dünya nüfüsünün %50 sinde bulunur, bu oran hijyen konusundan problemli bölgelerde ise %80’e kadar yükselebilir. H.pylori enfeksiyonu geçiren çoğu kişide herhangi bir belirti görülmemesine rağmen H.pylori mide ülseri gibi bazı sindirim sorunlarına ve nadir olarak da mide kanserine sebep olabilir.
H.pylori bulaşıcıdır:
· Kirli yiyecekler
· Dışkı yoluyla kirlenmiş su
· Ortak kullanılan çatal, bıçak, tabak
· Tükürük, dışkı veya kusma maddesine direk temas
yolları ile kişiden kişiye geçebilir.
H.pylori enfeksiyonunu önlemenin yollarıda vardır:
· Alkol alımını azaltmak
· Sigara kullanımını kesmek
· Kafein alımını azaltmak
· Stresten kaçınmak
· Hijyen konusunda dikkatlı olmak
bu etkilerden bazılarıdır
H.pylori duodenum veya mideyi enfekte ettiğinde bu dokularda bir takım değişikliklere sebebiyet verir. H.pylori midedeki koruyucu mukus ve mukoza tabakasını enfekte eder buda bir takım toksin, enzim ve bağışıklık sisteminin aktivasyonunun serbest kalmasına sebep olur. Bu faktörlerde doğrudan veya dolaylı bir şekilde mide veya duodenuma zarar verirler.

**H.pylori Belirtileri

H.pylori enfeksiyonu geçiren birçok kişide belirti görülmemekle birlikte zaman zaman ciddi sorunlar görülebilir. Örneğin mide veya duodenum ülseri. Bu ülserlerde değişik belirtiler gösterebilir veya hiçbir belirti göstermeye bilir. H.pyloriden dolayı oluşan ülserlerin belirtilerinden bazıları bunlardır:
· Üst karında ağrı veya rahatsızlık
· Şişkinlik
· Küçük miktar besin tüketiminde tokluk hissi
· İştahsızlık
· Bulantı,kusma
· Katran renkli dışkı
· Halsizlik/Yorgunluk
· İshal
· Mide ekşimesi
· Sık geğirme
· Kilo kaybı
· Kötü nefes kokusu

Nadiren kronik gastritler midede anormal değişikliklere neden olup kanser oluşmasına sebebiyet verebilir. Erken yaşta H.pylori enfeksiyonu geçirenlerin kanser olma riski daha yüksektir.

H.pylori durumunda Şiddetli veya kalıcı karın ağrısı, Yutma güçlüğü, Kanlı veya siyah katran gibi dışkı, Kahve telvesi görünümlü kanlı veya siyah kusmuk ile karşılaşırsanız acilen tıbbı yardıma isteyiniz.

**H.pylori Teşhisi ve Tedavisi
H.pylori teşhisi için en sık kullanılan testler:
· Nefes testleri
· Kan testleri
· Dışkı testleri
Endoskopik Biyopsi dir.
H.pylori enfeksiyonu ile ilgili peptik, aktif gastrik veya aktif duodenal ülser geçmişi olan insanlar tedavi edilmelidir. Başarılı H.pylori tedavisi hem ülserin tekrarlamasını önler hem de ülser komplikasyon riskini azaltır.
H.pylori yaygın olarak aynı anda iki çeşit antibiyotik ile tedavi edilir. Doktorunuz aynı zamanda mide astarının iyileşmesi yardımcı olmak amacı ile bir asit baskılayıcı ilaçda verebilir.
Genel olarak tedaviye başlayan hastaların %80’i 2 hafta içerisinde başarı bir biçimde tedavi edilmektedir. Tedavinin başarılı olması için doktorun verdiği ilaçların bitene kadar kullanılması son derece önemlidir.
H.pylori tedavisi gören hastaların yaklaşık olarak yarısında yan etkiler görülmektedir. Bu yan etkiler genellikle hafif olmaktadır ve yalnızca 20 hastadan 1 inde tedavi yan etkiler sebebi ile aksamaktadır.

Devamı

Safra Kesesi Hastalıkları ve Ameliyatları

Safra kesesi taşı iltihabı, safra kesesinin en çok görülen hastalıklarındandır.  Ayrıca; safra kesesi fonksiyon bozuklukları, safra kesesi polipleri ve safra kesesi kanserleri gibi hastalıklar da sayılabilir. Safra kesesinde taş tespit edilmiş ise kesin tedavisi ameliyattır. Sadece, hastaya ve taşın büyüklüğüne göre ameliyatın zamanı değişir. Taşların küçük olması yemek sonrası safra çıkışını tıkayabileceğinden şiddetli ağrı, bulantı ve kusmalara sebep olabilir. Hatta taşların ana safra yolunu tıkaması ile bir günde tedavi olabilecek basit bir sorun tedavisi daha zor bir hal alacaktır. Taş tek ve büyükse, düşme ihtimali olmadığından hemen ameliyat gerekmeyebilir. Fakat taş keseyi iltihaplandırarak ağır durumlara yol açabilir. Bu nedenle kese içinde taş tespit edildiğinde, uygun bir zaman belirleyerek laparoskopi yöntemi ile kese alınmalıdır.                                                                                          safrakesesiez5iu5-mb-147

Safra Kesesi Hastalıklarında Nasıl Teşhis Konur?

Safra kesesi olduğu şüphelenilen bir hastaya, yaptırılacak üst batın ultrasonografisi ile kolayca teşhis konulur.

Laporoskopik (Kapalı ) Safra Kesesi Ameliyatı Nedir?

Halk arasında, kansız ameliyat veya kapalı ameliyat olarak bilinen laparoskopi, karın boşluğunu endoskopik yolla incelenmesidir. Göbek altından yerleştirilen özel bir iğne ile karın içine karbondioksit gazı verilerek rahat bir çalışma alanı oluşturulur. Daha sonra gereken sayıda (2-4)giriş noktalarından ‘trokar’ adı verilen değişik çaptaki (5-10mm) kanallar karın duvarına yerleştirilir. Bu kanallar yardımı ile görüntüyü sağlayan teleskop ve diğer yardımcı aletler operasyon bölgesine ulaştırılır. Daha sonra görüntü monitöre aktarılarak operasyon gerçekleştirilir.

Safra kesesi tedavisinin laparoskopik ameliyat ile hızlı iyileşmesi nedeniyle sosyal hayatı daha az etkilemekte ve iş kaybını önlemektedir. Böylece laparoskopi; ameliyat korkusu olan hastalara önemli bir alternatif olmaktadır.

Safra kesesi taşı tedavisi, açık ya da kapalı(laparoskopik) ameliyatla kesenin alınmasıdır. Safra kesesinin alınması yaşamsal bir sorun oluşturmaz. Karaciğerin ürettiği safra, operasyon sonrası direkt bağırsağa akıtılır.

Laporoskopik Ameliyatın Avantajları Nelerdir?

Hasta 1 gün içinde taburcu edilmektedir.

Klasik yönteme göre oluşan yara çok daha küçüktür.

Hastanın iyileşme süreci çok kısadır.

Karın açılmadığı için ameliyat sonrası ağrı daha az olmaktadır.

Günlük aktiviteyi yeniden kazanma süresi kısadır.

Hasta, ameliyat sonrası 5-6 saat içinde yemek yiyebilmektedir.

Hasta, 1 gün sonra rahat rahat gezebilmektedir.

ALİÇINAR

Safra kesesi ameliyatlarında en iyi yöntem  Laporoskopik diye bilinen kapalı safra kesesi ameliyatlarıdır. Kliniğimizde safra kesesi ameliyatları en son teknolojiyle Op.Dr.Ali ÇINAR tarafından yapılmaktadır.

Devamı

EMG Nedir ve Neden Yapılır?

EMG, elektromiyografi teriminin kısaltılmış adıdır. Kasların kasılmasını sağlayan elektriksel aktivitenin izlendiği ve yorumlandığı bir kas incelemesidir. Günlük kullanımında EMG incelemesi denildiğinde kas incelemesi anlamının yanısıra sinir incelemesinide içeren testler bütünü anlamına gelmektedir.
Neden istenir ?
EMG ve sinir ileti incelemeleri sırasıyla omuriliğin ön boynuz hücreleri, sinir kökleri, sinir ağları, uç sinirler, sinir kas kavşağı ve kas hastalıklarının tanısını koymada kullanılan dolaylı bir yöntem olup uygulama kolaylığı nedeniyle çoğu zaman tek başına bazen de diğer yardımcı yöntemlerle (ör: görüntüleme teknikleri, kan biokimyası ) olası en kesin tanıya götürmekte ya da hekimi tanı için doğrudan diğer yöntemlere (ör: biopsi, operasyonla sorunlu bölgenin direkt görülmesi) sevk etmektedir. Sıklıkla bel ve boyun fitıklarının, uç sinirlerin belli noktalarda sıkışmasının neden olduğu ağrılı durumlarda ve his kusurlarında, kol ve bacak güçsüzlüklerinin görüldüğü bazı durumlarda, sınırlı veya yaygın kas erimelerinde sinir ve kasların ne kadar zarar gördüğünü ölçmek amacıyla kullanılır.

Devamı

Çocukluk Çağında Lösemi

Lösemi halk arasında kan kanseri denilen hastalıktır.

Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35’ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye’de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir. Sebebi tam bilinmemektedir.

 

Çocuklarda lösemi hastalığının belirtileri:

*İştahsızlık
*Kansızlık
*Zayıflama
*Bacaklarda kemik ağrıları
*Cilt altında kanamaları (kırmızı noktalar veya morarmalar)
*Burun ve dişeti kanamaları
*Ateş

ilk gözlenen bulgulardır.Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler, örneğin başağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları önem taşıyabilir. Bu yakınmalarla müracaat ettikleri çocuk hematoloji (kan hastalıkları) uzmanlarınca yapılan muayenede çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir.

Yapılan kan, kemik iliği, hücre tipini belirleme ve genetik tetkikler sonucu kesin tanı konulabilir.

Tanıdaki ayrıntılı testler genellikle lösemi tiplerini, tedavi prensiplerini belirlemede yardımcı olacaktır.

Tedavi

Hastane ortamında uzman doktorlar tarafından tedavi uygulanır. Tedavi sırasında koruyucu sistem çok zayıfladığı için çocukların iyi korunmaları, maske takmaları gerekmektedir.

Lösevden alıntıdır.

Devamı

Hafta Hafta Hamilelik

Artık bir anne adayısınız.9 ay 10 günlük uzun ve keyifli bir yolculuğun başındasınız.Herkese bu yolculuğun sonunda sağlıklı ve hayırlı bir bebek sahibi olması dileğimizle….

Gebelik süresi hesaplamaları hafta hafta gebelik ve trimesterlere (3 aylık dönem) bölünerek yapılmaktadır.Gebelik 40 hafta,yani 9 ay 10 gün devam eden bir süreçtir.Hesaplamalar son adet tarihinin ilk gününden yapılmaktadır.Bu nedenle özellikle gebelik planlayan,korunmayan bir kadının son adet tarihinin ilk gününü kaydetmesi çok önemlidir.

Devamı

Hafta Hafta Gebelik Hesaplama

Kadınların en çok merak ettikleri konulardan birisi olan gebelik 40 haftalık bir süreçtir. Gebeliğin başlangıcı olarak son adet tarihin ilk günü baz alınarak hesaplanmaktadır. Tıbbi cihazların yardımı ile gebelik ölçümleri yapılır ve gebelik süreci haftalara ayrılarak takip edilir. Bundan daha önceleri ay olarak takip edilen gebelik dönemi günümüzde etkili bir şekilde hafta hafta gebelik olarak takip edilmektedir. Hamilelik dönemlerine baktığımızda 3 kısımdan oluşur ve trimester adı verilir Latincede üç ay anlamına gelmektedir. İlk üç aylık kısım 1. Trimester ikinci 3 aylık kısım 2.trimester ve son olarak üçüncü aylık kısımsa 3.trimester olarak bölümlere ayrılmaktadır.

Devamı

Endoskopi Nedir

Endoskopi mide için yapılıyorsa gastroskopi olarak bilinmektedir. Eğer endoskopi işlemi kalınbağırsak için yapılıyorsa bu kolonoskopi olarak adlandırılır.

Endoskopi Ünitemiz 1998’den itibaren hizmet vermektedir.

Devamı

Erken Doğum Belirtileri Ve Nedenleri

Erken doğum gebeliğin 37. Haftasından önce bebek anne karnında dünyaya gelecek olgunluğa ve gelişime sahip olmadan doğmasına erken doğum ismi verilir tıbbi adıprematüre doğumdur ayrıca 20. Haftadan önce yapılan doğumlara düşük adı verilmektedir. Gebeliğin 37. Haftasında önce yaşanan doğum ağrıları ve sancıları bir erken doğum tehdidinin olduğunu göstermektedir. Gebe kalan kadınlarda %10 oranında erken doğum riski görülmüştür. Yeni doğmuş bebeklerde meydana gelen sorunlar ve ölüm sebeplerinin başını erken doğum almaktadır.

Devamı

Gebelikte Baş Ağrısı

Gebelikte baş ağrısı gebelik dönemlerinin her aşamasında görülebilir ancak 1.trimester ve 3. Trimester dönemlerinde anne adaylarıgebelikte baş ağrısı şikayeti ile daha yaygın olarak karşılaşmaktadırlar.

1.Tirimester döneminde meydana gelen baş ağrıları genel olarak gebelik hormonlarının yükselmesi ve vücutta ki kan miktarının artmasının neden olduğu ağrılardır.

Devamı